Aydın Yaman Hukuk BürosuHukuki bilgilendirme · Yayın No. 01

Türkiye’de yabancı yatırımın temel çerçevesi, 2003 yılında yürürlüğe giren 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ile çizilmiştir. Kanun, önceki dönemin izin ve onaya dayalı sistemini terk ederek bildirim esaslı ve yatırımcıya eşit muamele tanıyan bir model benimsemiştir.

Temel ilkeler

  • Yatırım serbestisi: Uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla yabancı yatırımcılar Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapmakta serbesttir.
  • Ulusal muamele: Yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidir.
  • Kamulaştırma güvencesi: Yabancı yatırımcıların yatırımları, kamu yararı gerektirmedikçe ve karşılığı ödenmedikçe kamulaştırılamaz ve devletleştirilemez.
  • Transfer serbestisi: Kâr, temettü, satış ve tasfiye bedelleri ile lisans ve yönetim ücretleri gibi ödemeler bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla yurt dışına serbestçe transfer edilebilir.

Şirket kuruluşu

Yabancı yatırımcılar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan şirket türlerinden birini yerli yatırımcılarla aynı koşullarla kurabilir; kuruluş için ayrıca bir izin alınması gerekmez. Ancak bankacılık, sigortacılık, enerji, medya ve sivil havacılık gibi bazı sektörlerde ilgili düzenleyici kurumun izni veya pay edinimine ilişkin özel kurallar uygulanır. Yabancı sermayeli şirketlerin belirli bilgileri Kanun’da öngörülen şekilde bildirmesi de gerekir.

Taşınmaz edinimi

  • Yabancı gerçek kişiler: Kanuni sınırlamalara uymak kaydıyla Türkiye’de taşınmaz edinebilir. Edinilecek toplam alan ve aynı ilçedeki toplam oran bakımından sınırlar vardır; askerî yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde edinim izne tabidir.
  • Yabancı sermayeli Türk şirketleri: Şirket sözleşmesinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek amacıyla taşınmaz edinebilir. Bu edinimler, faaliyet konusuyla ilgili olup olmadığı bakımından denetlenir.

Taşınmaz yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı edinimi ise Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun uygulama yönetmeliğinde belirlenen asgari tutar ve belirli bir süre satmama taahhüdü gibi koşullara bağlıdır.

Uyuşmazlık çözümü

4875 sayılı Kanun, yatırımcı ile devlet arasındaki uyuşmazlıklarda, yetkili mahkemeler yanında koşulları sağlanırsa uluslararası tahkim ve diğer uyuşmazlık çözüm yollarına başvurulabileceğini kabul eder. Türkiye’nin taraf olduğu ikili yatırım anlaşmaları da yatırımcılara ek güvenceler ve uyuşmazlık çözüm mekanizmaları sağlar. Ticari uyuşmazlıklarda ise İstanbul Tahkim Merkezi gibi kurumsal tahkim seçenekleri giderek daha sık tercih edilmektedir.

Değerlendirme

Türkiye’de yabancı yatırımın hukuki çerçevesi genel olarak liberaldir; asıl karmaşıklık sektöre özgü izinlerde, taşınmaz edinim sınırlarında ve vergi planlamasındadır. Yatırım yapısının baştan doğru kurulması, ileride ortaklık uyuşmazlıklarını, transfer sorunlarını ve vergi risklerini önemli ölçüde azaltır.