Aydın Yaman Hukuk BürosuHukuki bilgilendirme · Yayın No. 23

Taksonomi, en yalın hâliyle bir sınıflandırma sistemidir: hangi ekonomik faaliyetin çevresel açıdan sürdürülebilir sayılacağını önceden belirlenmiş teknik ölçütlere bağlar. Türkiye Yeşil Taksonomisi de bu amaçla hazırlanan, Avrupa Birliği taksonomisini model alan ulusal bir çerçevedir. Hukuki önemi, “yeşil” nitelendirmesini pazarlama dilinden çıkarıp ölçülebilir ve denetlenebilir bir kavrama dönüştürmesinden gelir.

Neden gündemde?

Son birkaç yılda iklim ve sürdürülebilirlik alanında birbirini tamamlayan düzenlemeler art arda geldi. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2023 yılının sonunda Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarını (TSRS) yayımladı ve belirli büyüklükteki şirketler için sürdürülebilirlik raporlaması zorunlu hâle geldi. 2025 yılında kabul edilen İklim Kanunu ise emisyon ticaret sistemi başta olmak üzere iklim politikasının yasal temelini kurdu. Taksonomi, bu iki yapının arasında ortak bir dil işlevi görür: şirketin raporladığı “yeşil” gelir, yatırım ve harcamaların hangi ölçüte göre böyle sayıldığını gösterir.

Çevresel hedefler

Taksonomi çalışmaları, AB modeline paralel olarak altı çevresel hedef etrafında kurgulanmaktadır:

  • İklim değişikliğinin azaltılması
  • İklim değişikliğine uyum
  • Su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması
  • Döngüsel ekonomiye geçiş
  • Kirliliğin önlenmesi ve kontrolü
  • Biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması

Bir faaliyet ne zaman “taksonomiyle uyumlu” sayılır?

Bir faaliyetin uyumlu kabul edilmesi için genellikle üç koşulun birlikte sağlanması aranır:

  1. Hedeflerden en az birine önemli katkı sağlaması; bu katkı faaliyete özgü teknik tarama ölçütleriyle ölçülür.
  2. Diğer hedeflerin hiçbirine önemli zarar vermemesi; örneğin emisyonu azaltan bir tesisin su kaynaklarını veya biyoçeşitliliği ciddi biçimde bozmaması.
  3. İnsan hakları, iş sağlığı ve yolsuzlukla mücadele gibi alanlarda asgari sosyal güvencelere uyulması.

Bu yapı, şirketlerin yalnız sonuç beyan etmesini değil, beyanını belgelemesini de gerektirir.

Kimleri etkiler?

Doğrudan muhatapların başında raporlama yükümlülüğü bulunan şirketler, bankalar ve sermaye piyasası kurumları gelir. Ancak etki zincir boyunca yayılır: yeşil kredi veya yeşil tahvil ile finansman arayan bir şirket, tedarikçilerinden de taksonomiye uygun veri talep etmeye başlar. Avrupa Birliği’ne ihracat yapan işletmeler için sınırda karbon düzenlemesi ve AB müşterilerinin tedarik zinciri beklentileri de aynı yönde baskı yaratır.

Hukuki açıdan dikkat edilmesi gerekenler

  • Yeşil aklama riski: Taksonomi ölçütleri yerleştikçe, ölçütlere dayanmayan “çevreci” beyanlar yanıltıcı reklam ve haksız ticari uygulama mevzuatı bakımından daha kolay sorgulanabilir hâle gelecektir.
  • Sözleşmelere yansıması: Yeşil finansman sözleşmelerinde taksonomi uyumu, bildirim yükümlülüğü ve uyumun kaybedilmesinin sonuçları açıkça düzenlenmelidir.
  • Geçiş dönemi: Ayrıntılı teknik ölçütler ve uygulama takvimi ikincil düzenlemelerle belirlenmektedir. Bu nedenle şirketlerin mevcut durumlarını şimdiden haritalaması, yürürlük tarihleri kesinleştiğinde uyum maliyetini azaltır.

Taksonomi, çevre hukukunu şirketler hukuku, finans hukuku ve tüketici hukuku ile aynı masaya oturtan yeni bir alan olarak, önümüzdeki dönemde hem akademik tartışmanın hem de uygulamanın merkezinde yer alacaktır.